ANADOLU SELÇUKLU VE I. BEYLİKLERDE SOSYAL VE EKONOMİK YAŞAM

SOSYAL VE EKONOMİK YAŞAM

Anadolu Selçuklu Devleti’nde ticaret çok gelişmiştir bunun en önemli sebebi coğrafi konumla ilgilidir. Anadolu’yu transit ticaret merkezine çevirmişlerdir.

Türk-İslam devletlerinde kervansaraylar oldukça fazladır. Ticaret kervanlarının konaklaması için yapılan kervansaraylar sayesinde Türk-İslam devletlerine daha çok tüccar gelmiş ve bu yüzden ticari hayat canlanmıştır.

Esnaf loncalarda örgütlenmiştir.

Anadolu Selçuklularının ticareti geliştirmek için gerçekleştirdiği faaliyetler şunlardır:

Anadolu’da doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda yollar inşa edilmiş ve bu yollar üzerinde çok sayıda hanlar ve kervansaraylar yapılmıştır.

Tüccar ve esnafın malını kolaylıkla satabileceği bedestenler (kapalı çarşı) inşa edilmiştir.

Venedikliler ve Kıbrıslılarla ticaret anlaşmaları imzalanmıştır.

Anadolu’da ticaret yapan tüccarlara devlet, can ve mal güvenliği sağlamıştır.

Ticareti geliştirmek amacıyla Akdeniz ve Karadeniz’de fetihler yapılmıştır (Antalya, Alanya, Sinop, Suğdak).

Gümrük vergileri hafifletilmiştir.

Ticari önemi olan merkezlere Türk ve Müslüman tüccarlar yerleştirilmiştir.

Anadolu’nun Doğu – Batı, Güney – Kuzey ticaret yollarının üzerinde bulunması ve kıtaları birbirine bağlaması, bölge ticaretinin gelişmesine ortam hazırlamıştır. Türkiye Selçukluları döneminde Anadolu uluslararası ticaret merkezi haline gelmiştir.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin tüccarlara sağladığı mal güvencesi, dünyada bilinen ilk ticari sigorta uygulamasıdır.

Tarım ve Hayvancılık

Anadolu Selçuklu sultanları ve beyler, köylüleri topraklarda tutabilmek amacıyla belirli zamanlarda vergi affı veya vergilerin hafifletilmesi gibi tedbirler almışlardır. Anadolu Selçuklu Devleti, tarım ve hayvancılığın gelişmesine yardımcı olmuş, bunun sonucunda Anadolu’da alınan ürünlerin ihtiyaç fazlasını (tarım ve hayvan ürünlerini) dışarıya satmıştır

Anadolu Selçuklu Devleti’nde Ahiliğin Kuruluşu

34. Abbasi halifesi olan en-Nasır lidinillah fütüvvet (yiğitlik) teşkilatını kurmuştur.

Anadolu Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev hocası Mecdüddin İshak’ı halifeye elçi olarak göndermiştir. Mecdüddin İshak Hacca gitti.

Dönüşünde Şeyh Nasırüddin Mahmut el Hoyî ve Evhadüddin Kirmani gibi bazı alimleri anadolu’ya getirdi.

I. Gıyaseddin Keyhüsrev törenle fütüvvet teşkilatına girdi.

Şeyh Nasırüddin Mahmut el Hoyî ahi teşkilatını kurdu.

I. İzzeddin Keykavus ve Alaeddin Keykubat da törenle bu teşkilata girmişlerdir (şalvar giyip şed kuşanarak)

Esnaf ve zanaatkârlar arasındaki dayanışmayı artırmak, üretilen malla­rın kalite standartlarını ve fiyatlarını belirlemek amacıyla oluşturulan Ahi teşkilatının Anadolu’daki kurucusu Ahi Evren’dir.

Ahilik, Türkiye Selçuklu Devleti döneminde (XIII. yüzyılda) ortaya çıkmış, esnaf ve zanaatkarların ticari hayatını şekillendiren sosyal bir teşkilattır. Bu teşkilat;

Esnaflar arasında dayanışmayı sağlamıştır.

Mesleki eğitim sonucunda çırak, kalfa ve usta yetiştirerek bunlara diploma vermiştir.

Üyelerinin dini, ahlaki ve diğer alanlarda bilgilerinin artırılmasına çalışmıştır.

Üretim kalitesinin artırılmasına ve fiyatların ayarlanmasına çalışmıştır.

Moğol istilasından sonra Anadolu’da huzur ve güvenliği sağlamaya çalışmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nde Fikir Hayatı

İlk medrese Danişmentliler Niksar Yağıbasan Medresesi

Anadolu Selçuklu Devleti’nde ilk medrese Kayseri Koca hasan Medresesi II. Kılıçarslan.

DİL VE EDEBİYAT

  • Anadolu Selçuklu Devleti’nin resmi dili Farsçadır. Edebiyat dili olarak Farsça, bilim dili olarak ise Arapça kullanılmıştır.
  • Karamanoğlu Mehmet Bey, Türkçeye gereken önemi vererek 1277 yılın­da Karamanoğlu Beyliği’nin resmi dilini Türkçe yapmıştır.
  • Edebiyat; halk, tasavvuf ve divan edebiyatı olmak üzere üç koldan gelişme göstermiştir.
  • Anadolu’da Selçukluların ve beyliklerin halk edebiyatına ait ilk eserleri destanlardır. Bu destanlardan en önemlileri Battalname ve Danişmentname’dir.
  • Halk edebiyatında fıkralar da önemli bir yere sahiptir. Bektaşi ve Nasreddin Hoca fıkraları bunların başında gelmektedir.
  • Tasavvuf edebiyatı ise XIII. yüzyılda gelişme göstermiş, büyük tasavvuf şairleri yetişmiştir. Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Yunus Emre bunların başında gelmektedir.

Eserlerini Farsça yazan Mevlana’nın en önemli eserleri Mesnevi, Di­van-ı Kebir, Fihi Mâfih’tir. Yunus Emre ise Divan ve Risalet’ün Nushiyye adlı eserleri kaleme al­mıştır.

  • Divan edebiyatının bu dönem en güzel örneklerini Hoca Dehhani ver­miştir. En önemli eseri “Selçuklu Şehnamesi”dir.
  • Beylikler döneminde Türkçeye daha çok önem verilmiş, XIV. yüzyılda Türkçe edebiyat ve şiir dili olma özelliği kazanmıştır. Gülşehri, Âşık Paşa, Kul Mesud, Ahmedi ve Hoca Mesud bu dönemin ünlü şairlerin­dendir.

MALİYE VE PARA

  • Anadolu Selçuklularında maliye işlerine Divan-ı İstifa bakardı. Divanın başkanı Müstevfi idi.
  • Devletin gelirleri hazinede toplanırdı. İki türlü hazine vardı; Hazine-i Âmire (devlet hazinesi) ve Hazine-i Hassa (iç hazine-hükümdarın özel hazinesi)
  • Devletin başlıca gelir kaynakları; gümrük vergileri, tarım vergileri (öşür ve haraç), hayvancılık yapanlardan alınan vergiler, maden, orman ve tuzla gelirleri, gayrimüslimlerden alınan vergiler (cizye), tazminatlar, ganimetler, bağlı devletlerin ve beyliklerin gönderdiği hediyeler ve ver­gilerden meydana geliyordu.
  • Anadolu Selçuklularında ilk para, Sultan I. Mesut tarafından bastırılan bakır paradır.
  • Gümüş paraya dirhem altın paraya ise dinar denilmiştir.

Paranın basıldığı madenin değerinin artması (bakır – gümüş – altın) ekonomik zenginliğin arttığının göstergesidir.

BİLİM VE SANAT

  • Medreseler bu dönemin en önemli bilim ve eğitim merkeziydi.
  • Medreselerde Kur’an, Hadis, Kelam, Fıkıh gibi din bilimlerinin yanı sı­ra Matematik, Hukuk, Tarih, Astronomi gibi pozitif bilimler de okutulmuştur.
  • Anadolu Selçukluları ve beylikler dönemi, sanat alanında benzeri gö­rülmedik bir biçimde canlılık göstermiştir.
  • Mimari başta olmak üzere çini, minyatür, hat, tezhip, cilt, dokumacılık, ağaç işlemeciliği sanatlarına dair birçok eser üretilmiştir.

Anadolu Selçuklu İlim Adamı ve Mutasavvıfları

Mevlai Mevlana Celalettin-i Rumi

Babası Sultanül Ulema Bahaüddin Veled’dir.

Doğum yeri Belh’tir.

Annesi Mümine Hatun ise Harzemşah hanedanından gelme bir prensestir.

Eserleri: Mesnevi

Divanı Kebir

Fihi Mafih

Mektubat

Mecalisi seba

Sultan Velet

Mevlana’nın oğludur ve Mevlevilik Tarikatının kurucusudur.

Şemsi Tebrizi

Mevlana’nın hocasıdır, Mevlana Şemsi Tebriziden çok etkilenmiştir.

Eseri: Mukalat

Şemsi Tebrizi öldürülmüştür öldürenler arasında Mevlana’nın oğlı Alaeddin Çelebi’de vardır.

Hacı Bektaşi Veli

Kırşehir’de yaşamıştır.

Eseri: Mukalat

Türbesi: Hacıbektaş Nevşehir dedir.

İbni Bibi

Selçuklu tarihçisidir.

Alaeddin Keykubat dönemini anlatan bir Selçuklu eseri vardır.

Aksarayi

Selçuklu tarihçisidir

Eseri: Müsameratül Ahbardır.

Yunus Emre

Hakkında pek çok bilgi yoktur, eserlerini Türkçe olarak kaleme almıştır.

Kendine ait divanı vardır.

Eseri: Risaletün Nushiyye

Muhyiddin Arabi (1165-1240)

İspanya’da doğan Muhyiddin Arabi, küçük yaştan itibaren yaptığı çalışmalarla dikkatleri üzerine toplamayı başarmıştır. Kendi döneminin din bilginleri ve filozofları ile görüşmeler yaparak İslam dünyası içerisinde uzak gezilere çıkmıştır. Öğretisini varlığın mutlak birliğine dayandırmıştır. 1240 yılında Şam’da vefat etmiştir.

Aşık Paşa

Eserlerini Türkçe yazmıştır. Eserlerinde Farca yazanlara tepki göstermek için Garip Name adlı eseri kaleme almıştır.

Çaça Bey(Nurettin Çaça)

Kırşehir de yaşamış burada bir Rasathane yapmıştır. Bu rasathane Anadolu’da ilk rasathanedir.

Hacı Paşa(Celalettin Hızır)

Kendi hastalığına tedavi ararken tıp uzmanı olmuştur.

Aydınoğulları döneminde yaşamıştır.

Lakabı Anadolu’nun İbn-i Sinası’dır.