Asya Hun Devleti Eski Türkçede Kun,

Çince Hiungnu,

Batı dillerinde Hun adıyla geçer.

Hun adı ilk defa Çin ile ya­pılan Kuzey Şansi anlaşmasında yazılmıştır.

Bu anlaşma iki Asya devleti arasındaki ilk anlaşmadır.

Bilinen ilk imparatorları Teoman‘dır.

En büyük impara­torları ise Mete’dir. (Meitei, Motun Begtut Bagatur)

Mete Paiteng Savaşı’nda Çin’i yenmiştir.

Mete Çin ordusunu, Turan Taktiği ile yenmiştir.

Mete Türk tarihinde ilk düzenli ordusu kurmuştur.

Mete orduda Onlu Sistemi kullanmıştır.

Kara kuvvetlerinin kuruluşunun M.Ö. 209 olmasını Nihal Atsız ve Yılmaz Öztuna önermiştir.

Mete MÖ 174 yılında öldüğü zaman, Hunlar kudretinin zirvesinde bulunuyordu.

Mete’nin oğlu Kiok, Asya Hun Devleti ‘nin büyüklüğünü muhafaza etmeye çalıştı.

Kiok, ilişkilerini dostane bir şekilde sürdür­mek İçin, bir Çin prensesi ile evlendi.

Çin sarayı ile devam ettirilen akrabalık siyasî mahiyette bir davranıştan ibaretti.

Fakat ileri­de, Türk devletleri bakımından kötü neticelere yol açtı.

Kiok’un oğlu Künçin zamanında gerçek bir huzursuz­luk kendini gösterdi.

Hohanyeh Çin yanlısı bir politika be­nimsedi. Kardeş Çîçi ise bunu reddetti.

                           Çin elçisinin Çiçi ile ilgili düştüğü bir kayıt şöyledir:

‘Boyun eğmeyeceğiz. Zira öteden beri Türkler kuvveti takdir eder’

Hohanye ve Çiçi arasındaki anlaşmazlıktan dolayı Asya Hunları ikiye bölündü. (Çiçi Batı Hohanye Doğu)

Çiçi etrafı surlarla bir şehir yaptı ve askerlerine kötü davrandı bu nedenle Çin’e karşı başarılı olamadı.

Doğu Hunları Çin entrikalarından dolayı kuzey (Panu) ve güney (Pi) olmak üzere ikiye ayrıldı.

Çin kaynaklarında Hun yöneticileri Tanhu (Şanyu) olarak anılmaktadır.

Bu kelime;              kumandan, kağan, han ya da imparator gibi bir anlamlar taşır.

Asya Hun Devleti (MÖ. 220- MS. 216)

Göçlerin ardından bazı Türk boyları Orhon ve Selenga nehirleri çevresinde örgütlenmiş ve böylece bilinen ilk Türk Devleti olan Asya Hun Devleti (Büyük Hun) ortaya çıkmıştır. Ötüken merkez olmak üzere kurulan Asya Hun Devletinin bilinen ilk hükümdarı Teoman’dır.

Hunlar hakkındaki bilgilerin önemli bir kısmı Çin yıllıklarından elde edilmektedir. Bu durum Hunların yazılı kaynak bırakmamasından kaynaklanmaktadır.

Teoman başkanlığındaki Hunlar Çin’e seferler düzenlemişler bu nedenle Çinliler meşhur Çin Seddi’ni yapmak zorunda kalmışlardır.

Hun Türklerinin hafif kıyafetler giymeleri, dayanıklı silahlar yapmaları ve atı kullanmaları Çin’e karşı askeri yönden üstünlük kurmalarını kolaylaştırmıştır.

Teoman’dan sonra yerine oğlu Mete geçmiştir. Mete Han orduyu onluk sisteme göre düzenleyerek Türk kara ordusunun temelini atmıştır. Bu yüzden bugün Mete’nin tahta çıktığı tarih olan MÖ 209 yılı Türk kara ordusunun kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Mete Han döneminde Hunlar en parlak dönemini yaşamıştır. Asya kıtasında dağınık halde bulunan Türk boylarını tek bayrak altında toplayan Mete Han Çin üzerine de seferler düzenlemiş ve onları yenmiştir. Ancak Çin’e yerleşmek yerine Çin’i vergiye bağlamayı tercih etmiştir.

Mete Han Türk nüfusun çok kalabalık ve yerleşik bir kültüre sahip olan Çin nüfusun arasında asimile olmasını engellemek için Hunların Çin’e yerleşmesini engellemiştir.

Sınırların genişlemesi üzerine Mete teşkilatlanma çalışmalarına da başlamış yönetimi kolaylaştırmak amacıyla ülkeyi doğu batı şeklinde ikiye ayırarak idare etmiştir.

Mete Han’dan sonra yerine oğlu Kiok geçmiştir. Kiok Döneminde devlet siyasi gücünü korumuştur. Ancak daha sonra gelen hükümdarlar döneminde eski gücünü koruyamayarak yıkılma sürecine girmiştir.

 

ÇİN SEDDİ

MÖ. III. yüzyılda Hun saldırılarından korunmak için yapılan Çin Seddi 15 metre yüksekliğinde ve 9 metre genişliğindedir. Uzunluğu yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte 6.000 kilometreyi bulur.

Dünyanın en uzun savunma duvarı olan Çin Seddi 2007 yılında dünyanın yedi harikasından biri olarak seçilmiştir.

Hun hakanlarının siyasi güçlerini arttırmak amacıyla Çinli prenseslerle evlenmeleri Hun devletinin yıkılmasında oldukça

etkilidir. Çünkü bu evlilikler Hun ülkesinde Çinli prenseslerin himayesinden yararlanan Çinli diplomat ve diğer görevlilerin serbestçe dolaşmasına yol açıyor ve bu görevliler Türk boyları arasında olumsuz propaganda yapıyordu.  Çin’in olumsuz propagandalarının ve iç karışıklıkların artmasının bir sonucu olarak Hun Devleti 48 yılında kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrılmıştır.