OSMANLI İMPARATORLUĞU ORDU SİSTEMİ-1

ORDU

İlk düzenli ordu Orhan Bey Döneminde kurulan yaya ve müsellemlerdir.

Yaya ve müsellemler birer askerî güç olarak XV. yüzyılın ortalarına kadar kullanıldılar. Ancak bu dönem, Yeniçeri Ocağı’nın ve timar ordusunun da şekillenip teşkilâtlandığı dönemdir. Bu süreçte, yeniçeri ve timar ordusu güçlendikçe, yayalar ve müsellemler geri plânda kalmışlar; savaşlara aktif bir şekilde katılmak yerine, geri hizmeti elemanları olarak yol yapımı ve tâmiri, köprü kurulması, kale inşaatı, hendek kazılması ve mâden işletmeleri gibi işlerde çalıştırılmaya başlanmıştır.

KLASİK OSMANLI ORDUSU

Kapıkulu Ordusu

Bir ismi de kapıkulu ordusu olan Osmanlı merkez kuvvetleri, sürekli silâh altında tutulan (muvazzaf) bir ordu idi.

Kaynaklarımız, kapıkulu ordusunun gerçek anlamda Sultan I. Murad döneminde, ulemâdan Konyalı Molla Rüstem’in tavsiyesi ve vezir Çandarlı Kara Halil Paşa’nın gayretleriyle kurulduğunu belirtirler.

Bu ordu, temelde iki büyük ocaktan oluşmaktaydı: Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı.

Acemi Ocağı

Acemi Ocağı, Yeniçeri Ocağı’na asker temin etmek üzere kurulmuştu. Ocak, yukarıda belirtildiği gibi, ilk defa Gelibolu fâtihi Şehzâde Süleyman tarafından kurulup teşkilâtlandırılmıştır. Gelibolu Acemi Ocağı, sekiz bölükten oluşmakta idi. Başında Acemi Ocağı ağası adlı bir âmirin bulunduğu ocağın asker ihtiyâcı, şu dört kaynaktan karşılanmıştır:

1. Savaşlarda elde edilen Hıristiyan esirler,

2. Devşirme sistemi çerçevesinde toplanan gayr-i müslim çocukları,

3. Kapıkulu ordusu mensuplarının çocukları (kul oğulları),

4. Esir pazarlarından satın alınan köleler.

Yeniçeri Ocağı

Yeniçeri Ocağı, 1363 yılında, Sultan I. Murad devrinde kurulmuştur. Ocak, ilk defa bin kişilik bir birlik olarak teşkil edilmişti. Osmanlı kapıkulu ordusunun en gözde birlikleri yeniçerilerdi. Yeniçeri Ocağı mensuplarının sayısı, Yıldırım Bâyezid devrinde bir miktar artırıldı. II. Murad devrinde 3-4 bin civârında olan yeniçeri sayısı, Fâtih Sultan Mehmed devrinde 8-12 bin kişilik bir askerî kuvvet hâline getirildi. Kanûnî Sultan Süleyman devrinde sayıları 12-14 bin kişi arasında değişen yeniçeriler, XVI. yüzyılın sonlarına doğru 40 bin kişilik bir ordu hâline dönüştü. Sonraki devirlerde, timarlı sipâhilerin gözden düşmelerini müteâkıp, bu sayı yüzbinlere ulaştı.

Ateşli silâhları kullanmaları konusunda II. Bâyezid’in bilhassa gayret gösterdiği bilinir.

I. Murâd devrinde kurulan ve ayrı bir teşkilât yapısı olan, başlarında sekbanbaşı adlı bir idârecinin bulunduğu 34 bölüklük sekban birliklerinin 1451’de Fâtih Sultan Mehmed tarafından Yeniçeri Ocağı’na katılmasıyla, bir sınıftan oluşan yeniçeriler iki sınıfa çıkarılmış oldu. Bu yüzden 65. Yeniçeri ortasına sekban ortası da denilmiştir. Böylece zaman içinde yeniçeri ortalarının sayısı 101’e ulaştı. Yeniçeri Ocağı’na katılan sekbanların asıl görevi, sultanların avlanmaları sırasında kullandıkları tazıları beslemek ve av esnâsında kendisine eşlik etmekti; bir kısmı süvâri olan sekbanların çoğunluğu yaya idi.

Yeniçeri Ocağı’nın en üst âmiri olan ocak ağasının Osmanlı protokolünde önemli bir yeri vardı. Tâyini veya azli de doğrudan sultan tarafından yapılırdı. Ocak ağaları, Fâtih Sultan Mehmed zamanına kadar ocaktan yetişen yeniçeriler arasından seçilirken, 1451 yılından îtibâren, sekbanların da ocağa dâhil edilmesinden sonra, sekbanbaşılar ocak ağası olmaya başladılar. Bu üstün konumları dolayısıyla, XVI. ve XVII. yüzyıllarda bir çok yeniçeri ağasının sadrâzamlığa kadar yükseldiğini görüyoruz.

Yeniçeri ocağında, ağadan sonra, rütbe sırasıyla şu ağalar bulunuyorlardı:

Sekbanbaşı

Ocak kethüdâsı veya kul kethüdâsı,

zağarcıbaşı,

saksoncubaşı,

turnacıbaşı,

baş-çavuş

muhzır ağa.

Cebeci Ocağı
Topçu Ocağı