OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA SARAY-DEVLET YÖNETİMİ-5

Divan-ı Humayun Kalemleri, Yöneticileri ve İşleyişi

Teşrifat Kalemi:

Vezirler (Kubbealtı vezirleri):

Temel görevleri sadrazama yardımcı olmak olan vezir ler gerektiğinde orduya da komuta etmişlerdir.

Veziriazamlarda olduğu gibi vezirler de Fatih Döneminden itibaren devşirme kökenli devlet adamları arasından seçilmiştir.

Vezir olabilmek için sırasıyla sancak beyliği, beylerbeyliği ve son olarak da Rumeli beylerbeyliği görevlerinde bulunmak gerekliydi.

Bazı vezirler XVI. yüzyıl sonlarından itibaren büyük eyaletlere vali olarak atanmıştır.

Kazasker:

İlk kez I. Murat tarafından kurulan kazaskerlik makamı adalet, eğitim ve kültür işlerinden sorumludur. Görevi, kadı ve müderrislerin atamasını gerçekleştirmektir.

Osmanlı Devleti’nde Rumeli ve Anadolu olmak üzere iki ayrı kazasker bulunurdu. Ancak bunlardan Rumeli kazaskeri protokol bakımından daha üstün tutulmuştur.

Kazasker olacak kişilerin Türk soyundan olması şart tutulmuştur.

Defterdar:

Osmanlı Devleti’nin mali işlerinden sorumlu görevlidir.

Devletin gelir ve giderlerini tespit eder, bütçeyi hazırlayıp padişaha sunardı.

Ayrıca rütbe ve dirlik verilecek kişileri hükümdara defterdar teklif ederdi.

Defterdarlık da Rumeli ve Anadolu defterdarlığı olmak üzere ikiye ayrılmış bunlardan Rumeli defterdarı başdefterdar olarak bütün mali işlerden sorumlu tutulmuştur.

Nişancı:

Divan toplantılarında padişahın sağında oturup ferman, name, berat gibi padişah adına hazırlanan belgelere padişahın tuğrasını çekerdi.

Ayrıca kanunları düzenlemek, fethedilen toprakların kaydedilmesi dirliklerin kaydının tutulması gibi görevleri de vardı.

Reisülküttab:

Nişancıya bağlı olarak görev yapan reisülküttab önceleri divan üyesi değilken devletlerarası ilişkilerde diplomasinin ön plana çıkmasıyla önem kazanmış ve divan üyesi haline getirilmiştir. (XVII. yüzyıl)

Reisülküttabın divan üyesi olması diplomasiye önem verildiğinin göstergesidir.

Kaptanıderya:

Kanuni devrinden itibaren divan üyesi olmuştur.

Donanmanın başkomutanı olarak deniz işlerinden sorumlu olan kaptanıderya İstanbul’da bulunduğu zamanlarda vezir rütbesiyle toplantılara katılırdı.

Şeyhülislam (müftü):

Divanın tabi üyesiydi ancak, gerektiğinde alınan kararların dine uygunluğu konusunda görüşü alınmak üzere toplantılara katılırdı. Verdiği karara fetva denilirdi.

İlk defa II. Murat döneminde görev yapan şeyhülislam Fatih’in kanunnamesine göre ilmiye sınıfının en üst rütbesinde bulunurdu.

Yavuz Sultan Selim’in Memlûkların varlığına son vermesiyle halifelik Osmanlılara geçmiş (1517) bu yüzden devletin teokratik niteliği güçlenmiştir. Teokratik niteliğin güçlenmesinin etkisiyle Kanuni döneminde şeyhülislam sadrazamla eşit olarak kabul edilmiştir.

Yeniçeri Ağası:

Toplantılara katılmaz ancak alınan kararları yeniçerilere bildirirdi. Ayrıca yeniçerilerin durumu hakkında divanı bilgilendirirdi.

II. Mahmut döneminde merkez teşkilatında önemli değişiklikler yapılmış Divan-ı Hümayun yerini Babıâli adı verilen hükümete, divan üyeleri de yerlerini nezaret adı verilen bakanlıklara bırakmıştır. Böylece sadrazamın padişahın mutlak vekilliği yetkisine son verilmiş sadrazam yetkilerini nazırlarla paylaşmak zorunda kalmıştır. Yapılan değişikliklerle sadaret kethüdalığı (sadrazamın yardımcısı olan vezir) Dâhiliye Nezareti’ne reisülküttablık Hariciye Nezareti’ne, darphane hazinesi ve hazine-i amire de Maliye Nezareti’ne çevrilmiştir.