TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE ORDU VE HUKUK

Türk İslam Devletleri Ordu Sistemi

Türk İslam Devletleri arasında yer alan Tolunoğulları, donanmaya önem vermiştir.

Eyyubiler ve Memlukler hem kara hem deniz kuvvetleri bulundurmuşlardır.

Karahanlılar’da hassa ordusu vardır.

Gazneliler’de ordu komutanlarına; serhenk, salar, sipehsalar, hacip gibi isimler verilmiştir.

Büyük Selçuklu Ordusu

Gulamanı Saray: Doğrudan sultana bağlı muhafız birlikleridir. Bistegani adı veirlen maaş alırlar.

GULAM SİSTEMİ

Gulam Farsçada ‘köle’ anlamına gelir. Sadece hükümdara bağlı olan özel birlikler oluşturmak amacıyla savaş esirlerinin asker olarak kullanılmasıdır. Zamanla savaş esirlerinin yanında çeşitli bölgelerden satın alınan köleler de gulam olarak kullanılmıştır. Türk İslam devletlerinde gulam sistemi ilk kez Gaznelilerde görülmektedir. Gazneli ordusundaki gulamların çoğunluğu Türk olup sayıları yaklaşıp 4000 kişidir. Gulam uygulaması Büyük Selçuklular, Eyyubiler, Memlûklar ve Osmanlılar dâhil birçok Türk-İslam devletinde de uygulanmıştır.

Hassa Ordusu: Sultana bağlı özel birliklerdir. Hizmetleri karşılığında ikta alırlar.

Sipahiler: Eyaletlerde bulunan ikta askerleridir.

Yardımcı kuvvetler: Sultan istediği zaman antlaşmalarda belirtilen miktardaki kuvvetlerle orduya katılırlardı.

Türkmenler: Türkmen kuvvetlerinin çoğu zaman sultandan bağımsız hareket etmesi boylar federasyonu anlayışının yıkılamadığının göstergesidir. Bu durum Selçuklu Devleti’nin zayıflayarak güç kaybetmesinde etkili olmuştur.

Melik Askerleri: Hanedana mensup kişilere bağlı olan bu askerler hükümdardan çok başındaki hanedan üyesine bağlıydı.

Türk İslam Devletleri Hukuk Sistemi

Türk İslam Devletleri hukuk sistemi, şer’î (dini) ve örfî hukuk olmak üzere ikiye ayrılırdı.

Şer’î hukuk içine giren davalar, yargıçlığını “kadı”ların yaptığı mahkemelerde görülürdü. Evlenme, boşanma, miras, nafaka ve vakıfların yönetimi bu mahkemelerde sonuca bağlanırdı. Kadılar halk arasındaki antlaşmaları da onayladıkları için aynı zamanda “noterlik” görevi üstlenmişlerdi. Kadıların verdiği kararlar kesin olup bozulması mümkün değildi. Ancak haksızlığa uğradığına inanan tarafın itiraz etme hakkı vardı. Böyle durumlarda kadılardan meydana gelen bir heyet verilen kararı inceler kararı uygun bulmazsa sultana bildirirdi. Kadıların başkanı “Kadı’l-Kudat”tı.

İlk Türk İslam Devletleri şer’î hukukun yanında örfî hukuk da gelişmişti. Örfî hukukun alanına giren konuların başında güvenliği bozma, kanunlara uymama, vergi ödememe, ikta sahiplerinin hak ve görevleri ile ilgili şikâyetler, siyasi suçlar ile devlet görevlileri arasındaki anlaşmazlıklar geliyordu. Örfî hukukla ilgili davalara bakan mahkemelerin başkanı emir-i dad idi. Ordu içindeki anlaşmazlıklara kadı-yı leşker (kazasker) bakardı.

Ayrıca haftanın belirli günlerinde toplanan, sultanın başkanlık ettiği, hal­kın şikâyet ve isteklerini dinlediği, ağır siyasi suçların görüşülüp karara bağlandığı “Divan-ı Mezalim” adıyla görev yapan bir yüksek mahkeme de vardı.

  • Kadı: Şer-i hukuk davalarına bakardı.
  • Kadı’l- Kudat: Sultan tarafından tayin edilen baş kadıydı.
  • Emir-i Dâd: Örfî hukuk davalarına bakardı.
  • Kadı-yı Leşker (Kazasker): Askeri davalara bakardı.