OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA SARAY – DEVLET YÖNETİMİ-2

Devlet Yönetiminde Enderun

Kelime anlamı “iç, içeri” olan ve hükümdarın resmî ve özel hayatının iç içe geçtiği Enderun’un amiri Babüssaade Ağasıdır. Burası içoğlanların (gulamlar) hizmet ederek hizmet içi eğitim gördüğü bölümdür.

Enderun Mektebi II. Murad devrinde Edirne Sarayında kuruldu. Daha sonra Fatih Sultan Mehmed Yeni Sarayda (Topkapı Sarayında) bu mektebi kurdurdu. II. Bayezid ise buna ek olarak Galatasarayı’nda da devşirmeler için okul kurdu. Devşirme çocuklarının en seçkinlerinin eğitildiği Enderun Mektebinde devşirmenin kalktığı daha sonraki dönemlerde bazı önde gelen aile çocuklarının yanında devlet adamlarının köleleri de eğitim gördü.

Enderunda, ak hadım ağalarının gözetiminde, Türkçe, Arapça, Farsça, edebiyat, tarih, âdab-ı muaşeret, güzel sanatlar, binicilik vb. çok geniş yelpazede sıkı bir eğitim sistemi uygulanmaktaydı. Önce küçük ve büyük odalarda eğitim gören devşirmeler, yapılan elemeden sonra padişahın şahsî hizmetlerini ifa eden yüksek odalara geçerlerdi.

Bunlar;

Has oda: has odabaşının yönetiminde padişahın giyimini üstlenen oda. Çuhadar, rikapdar, silahdar, dülbendoğlanı.

Hazine odası: özel hazinesinin muhafaza edildiği oda.

Kiler odası: padişah ve haremin yiyecek ve içecekleriyle ilgilenen oda.

Seferli odası: müzisyenler, pehlivanlar vb.nin yetiştirildiği oda.

Bu odalara terfi edemeyip elenenler ise kapıkulu sipahi bölüklerine verilirdi.

Her cülusta veya yedi yıllık dönemde enderun görevlileri dış görevlere tayin edilirdi (çıkma). Birundaki yüksek rütbeli ağalar ise sancak beyliği gibi yüksek dereceli taşra görevlerine atanırdı. Kısacası Enderun, Osmanlı devlet sisteminin üst düzey yöneticilerinin yetiştirildiği bir okul niteliğini taşımıştır. Sarayda yetişen bu devlet adamlarının hanedana ve padişaha sadakati esastı.

II. Mahmud devrinde Enderun-ı Hümâyun nezaretinin idaresine bırakılan ve giderek önemi azalan Enderun mektebi varlığını II. Meşrutiyete kadar sürdürdü.

Yönetim Sistemleri

Kul Sistemi

Kul sisteminde hükümdara sadakat ve kulların güvencesiz statüsü bağlamında özellikle iki uygulamadan bahsetmek gereklidir: siyaseten katl ve müsadere. Devlet adamları görevlerindeki hata ve kusurlarından dolayı idam edilirdi (siyaseten katl). İdam edilenlerin veya belirli kusurları yüzünden başka şekillerde cezalandırılanların mallarına ise devlet tarafından el konurdu (müsadere).

Hiç şüphesiz bu iki uygulama da kullara münhasır değildi. Bununla birlikte kul statüsünün doğası gereği hem siyaseten katlden hem de müsadereden en çok etkilenenler kul kökenli devlet adamları olmuştur.