Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

8) Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

Lozan Barış Anlaşmasıyla uluslar arası alanda bağımsızlığını kazanan Türkiye,1923 -30 yılları arasında Lozan’dan kalan sorunları çözmeye uğraşırken,190-38 arasında ise uluslararası barışa katkı sağlamak ve yaklaşan II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı sınırlarını güvence altına almak istemiştir. Türk dış politikası nda Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ sözünü ilke edinen Türkiye barışçı bir politika izlemeye çalışmıştır.

1)Dış Politikadaki Gelişmeler

a)Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne Girişi ( 18 Temmuz 1932 )

1930’lardan itibaren Avrupa’da gruplaşmaların belirli bir durum alması uluslararası barış ve güvenliği tehdit etmeye başladı. Türkiye’nin bölgede yükselen bir güç olduğunu gören Batılı ülkeler, Türkiye’yi Milletler Cemiyeti bünyesine katmak istedi. Bunun üzerine Milletler Cemiyeti Türkiye’yi üyeliğe resmen davet etti.9 Temmuz 1932 yılında Büyük Millet Meclisi Cemiyete katılma kararı aldı.

b-Balkan Antantı ( 9 Şubat 1934 )

I. Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya’nın Balkanlar’da ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlemesi Balkan devletlerini tedirgin etti. Kendi aralarında da sorunları bulunun Balkan ülkeleri kendilerine yönelen tehlike karşısında ortak hareket etme kararı aldı. Özellikle Yunanistan ile devam eden sorunlarımızın çözülmesi iki taraf arasında dostane ilişkilerin başlamasına zemin hazırladı. Hatta Yunan başbakanı VenizilosAtatürk’ü 12 Ocak 1934’te Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Bu gelişmeler üzerine bir araya gelen Türkiye, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya arasında 9 Şubat 1934’te Balkan Paktı kuruldu. Buna göre; imzacı devletler Balkanlardaki sınırlarını korumak ve bölgede yayılmacı siyaset izleyen devletlere karşı ortak hareket etme kararı aldılar. Bu antant ilerde Türkiye’nin Montrö Konferansı’nda ortak bir tavır belirleyerek Türkiye’yi desteklemiş ve Boğazlar statüsünün Türkiye lehine değişmesine katkı sağlamıştır.1936 yılından itibaren yayılmacı devletlerin politikaları karşısında başarılı olmayan antant II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla önemini yitirmiştir.

c-Montreux ( Montrö ) Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936 )

Lozan Antlaşması ile Uluslararası Boğazlar Komisyonuna bırakılmasını kabul eden Türkiye,1930’lardan itibaren yayılmacı bir politika izleyen İtalya’ya karşı bu sorunu ilk defa 1933 yılında toplanan Londra Silahsızlanma Konferansı’nda dile getirdi. İtalya’nın 1935’te Habeşistan’a saldırması, Almanya’nın da Ren Bölgesi’ne asker sevk etmesi üzerine Türkiye Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi konusunda harekete geçti. Bu süreçte de SSCB, Balkan Antantına üye olan devletler Türkiye’ye destek verdi. İngiltere ise İtalya’nın amaçlarını bildiği için bu girişimi desteklediğini bildirdi. Türkiye sorunun çözülmesi amacıyla bir konferans yapılmasını istedi. Bunun üzerine 22 Haziran 1936’da İsviçre’nin Montrö kentinde konferans toplandı. TürkiyeAvustralya,İngiltereYunanistanJaponyaRomanyaSSCBFransa ve Yugoslavya arasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Buna göre; Boğazlar Komisyonu kaldırılarak Türkiye’ye Boğazlar ve çevresinde asker bulundurma hakkı verildi. Savaş gemilerinin geçişi de Türkiye’nin iznine bırakıldı. Türkiye’nin girmediği bir savaşta ise savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi yasaklandı.

d- Sadabat Paktı ( 8 Temmuz 1937)

Irak’ın 1930’da İngiltere’den bazı imtiyazlar vererek bağımsızlığını kazanmasının ardından İngiltere’ye olan bağımlığını azaltmak amacıyla Türkiye ve İran’a bir saldırmazlık antlaşması önermişti. Irak kralı ve başbakanlarının Türkiye ziyaretleri Türkiye ile Irak arasındaki ilişkileri güçlendirdi. Kral Faysal Türkiye’yi ziyaret etti. Dönemin Başbakanı Nuri Said Paşa ile Ankara’da zaman zaman görüşmelerde bulunmuştur.

İran’la sorunları olan ve bu sorunları çözmek isteyen Irak’ın saldırmazlık antlaşması imzalama fikrini Türkiye, Balkan Antantında olduğu gibi bölgesel bir pakta dönüştürmek istedi. Sadabat Paktı, İran’la Irak arasındaki sınır sorunları, pakta Suudi Arabistan ve Afganistan’ın dahil edilmesi gibi konulardaki anlaşmazlıkların halledilmesi üzerine 8 Temmuz 1937’de Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’da bulunan Şahın Sarayında Sadabat Sarayı’nda imzalandı.

Bu paktla taraflar birbirlerine saldırıdan kaçınmayı ve bölgede barışı korumak üzere iş birliği yapmayı benimsemiştir. Ancak pakta katılan devletler bir savaş durumunda ortak savunma yapmak için anlaşmamış sadece dostluk ilişkilerini güçlü tutma konusunda iş birliğini kabul etmişlerdir.

Batı’da ve İslam dünyasında olumlu karşılanan pakt II. Dünya Savaşı başlayınca önemini yitirmiştir.

Sadabat Paktı’na göre dört devlet,

İlgili devletler birbirine saldırmayacaklar.

Birbirinin iç işlerine karışmayacaklar.

Milletler Cemiyeti’ne bağlı kalacaklar

Not:  Paktın imzalanmasından sonra İngiltere ve ABD’de bu gelişmeden memnuniyet duyduklarını belirtmişlerdir.

e- Hatay Meselesi ve Hatay’ın Anavatana Katılması (30 Haziran 1939 )

1935’te Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldırdı ve İskenderun Sancağını da Suriye’ye bıraktı. Bu durum Türkiye tarafından tepkiyle karşılandı. İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarını 1936 tarihinde artırmasıyla Fransa Türkiye ile ilişkilerini yumuşatma eğilimine gitti. Fransa sorunu Milletler Cemiyeti’ne götürme teklifinde bulundu. Cemiyet ise İskenderun ve Antakya’nın içişlerinde serbest, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı olması kararını aldı. Daha sonra Fransa ile yapılan müzakereler soncu Hatay’ın toprak bütünlüğünün her iki ülke tarafından korunması kararı alındı ve Türk askeri Hatay’a girdi.

1938 yılında ise her iki ülkenin gözetiminde yapılan seçimler sonucu Hatay Cumhuriyeti kuruldu. İlk Cumhurbaşkanı Tayfun Sökmen olurken, Başbakanlığına da Abdurrahman Melek getirildi. Hatay devleti yöneticilerin Türkiye’ye katılma talebi ile toplanan Hatay Millet Meclisi 1939 yılında yaptığı toplantı sonucu Hatay’ın anavatana katılması kararı aldı.23 Temmuz 1939 günü yapılan bir törenle ise Hatay Türkiye’ye katıldı